“Adalar’dan İstanbul Limanına doğru süzülen bir vapurdan ya da “körlerin ülkesi”nden akşam saatlerinde batıya doğru bakarsanız, karşınızda beliren ufuk, kırmızı ve turuncunun sayısız tonlarıdır; güneş yavaş yavaş denize batmaktadır çünkü. Binlerce yıldır değişmemiş olan bu ufukta çok sayıdaki Thermopylesleri bir anlığına unutup şehrin gerçek sonsuzluğunu yakalarsa kimse, işte ancak o zaman, insana -insan olarak adlandırılmaya layık insana- ilişkin olan İstanbul’un dionizik biçimini kavrayabilir. ...